Arles

Arles’te Bir gün

Bir günlük seyahat kulağa çılgınlık gibi gelse de Arles’te bir günde hem de sadece yürüyerek onlarca şey yapabilir. Kulak demişken Arles, Van Gogh’un kulağını kesip bir kadına “hediye” ettiği yer, tabi bu bilgiyi gezerken aklınızda tutmanıza gerek yok:)

Bir günde neler yapılabilir konusuna gelmeden önce bu güzel kasabayla ilgili bir kaç bilgi vermek istiyorum. Arles Fransa’nın güneyindeki Provence bölgesinde, Ren Nehri’nin üzerinde. Sadece Van Gogh değil, Liguryalı, Kelt, Yunan ve Romalılar da burada uzun süre yaşamış. Tam da bütün bunlar yüzünden Roma harabeleri, Unesco tarafından korunan Arles’in en uğrak yeri. Arles, bu anlamda benzer bir kasaba olan Orange’a göre oldukça hareketli ve turistik bir yer.

Güneşli Arles

Güneşli Arles

Arles’te Yapılabilecek 5 Şey:

1. Roma Arena:

Öncelikle Arena’nın manzarası muhteşem ve Roma döneminin izlerini çok güzel yansıtıyor.  2000 yıl sonra bile hala boğa güreşleri yapılıyor burada. Arena’nın etrafında kahve içip bir şeyler atıştırabileceğiniz hatta hava güzelse dinlenip güneşin keyfini çıkarabileceğiniz bir sürü irili ufaklı kafe var.

Arena’nın içine girip dolanmak, fotoğraf çekmek mümkün fakat bence dıştan görünüşü çok daha görkemli. Özellikle İtalya’daki Collessium’u gezmişseniz eğer, sizi pek de şaşırtmayacaktır içerisi.

Arles Roman Arena

Arles Roman Arena

2. St. Trophime Kilisesi:

Her ne kadar Avrupa’da kilise görmekten biraz sıkılmış olsam da hala beni etkileyebilen yerler olmuyor değil. St. Trophime Place de la Republique meydanında ve çok iyi korunmuş, Romanesk bir giriş ile karşılıyor sizi.

3. Van Gogh Şövaleleri’nin İzinde:

Van Gogh Arles’te yaşadığı dönemde bir çok eser meydana getirmiş. Kasabanın 12 noktasında, ve her bir eserin orijinal mekanında bu eserleri yansıtan şövaleler sergileniyor. Keşfetmeyi seviyorsanız, aceleniz de yoksa ağır ağır keyifle soğuk bir içeceği yudumlarken (kışın sıcak içecek de kabuldür:), o kadar vaktim yok diyorsanız da 1 Euro karşılığı alabileceğiniz bir şövale haritası yardımıyla bu şövaleleri bulabililirsiniz.

4. Le Cafe la Nuit’te Bir Kahve:

30 Place Lamartine’de yaşayan bu şirin mi şirin cafe 1988’de Van Gogh’un “Cafe Terrace at Night” ve “The Night Cafe” tablosuna konu olmuş, hatta Van Gogh aynı yıl bu kafeyi işleten Joseph Michel ve Marie Ginoux’u da “Arlesienne” tablosunda resmetmiştir.

Van Gogh 19988’de kardeşine yazdığı bir mektup’ta bu cafe ile ilgili şöyle demiş;

“Bugün muhtemelen, akşamları gaz lambasının aydınlattığı odasında kaldığım cafe’nin iç çizimine başlayacağım. Buraya herkes “Cafe de Nuit” (Gece Kahvesi) diyor, çünkü bütün gece açık. Akşamcılar otele ödeyecek paraları olmadığında ya da başka bir yere alınmak için fazla sarhoş olduklarında buraya sığınıyorlar..”

Bu kadar bahsi geçtikten sonra bir kahve içmeye değer:)

Cafe-de-nuit

Cafe de Nuit

 

Arles Sokakları

Arles Sokakları

5. Hostellerie des Arenes’te keyif yapmak:

Bu küçük cafe tam Arena’nın önünde, muhteşem manzarayı ve gelip geçeni izlemek, bir şeyler atıştırmak (biri dondurma mı dedi?) ve yorgunluk gidermek için çok güzel bir noktada. Eğer bütçeniz biraz daha fazlaysa ve eskiye meraklıysanız, zamanında Picasso’nun da kaldığı, tarihi dekoru ve sevimliliğiyle büyüleyen Hotel Nord Pinus’ta (Konstantin Hamanı ve Roma Tiyatrosu’na çok yakın) bir şeyler içmenizi şiddetle tavsiye ederim.

Tarihi yapılar, parlak mavi gökyüzü, Camargue deltasından gelen hafif bir esinti ve rengarenk evleriyle sizi sarıp sarmalayan Arles’de sadece yürümek bile insanın içini çocuksu bir sevinçle doldurmaya yetiyor.

İyi gezmeler, Arles’e benden selam söylemeyi de unutmayın.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir