Bologna

Bolonez Soslu Şehir

Bologna; Roma, Milano ya da Venedik gibi popüler olup hakettiği ilgiyi görmese de benim kalbimde özel bir yeri var. Zaten bu şehri özel ve gizemli kılan da pek çok insanın bilmediği gizli hazineleri. Hatta bu şehirde gezerken Bologna yerlilerinin, turistlerin bu şehri bilmesini istemediğini hissediyorsunuz. Ağustos’ta Roma’yı ziyaret ettiyseniz pek de haksız sayılmazlar:) Bu arada fotoğraflarıma baktıkça ah ah ne acemi fotoğraflar çekmişim o zamanlar diyorum.

Bologna Streets

Bologna Streets

Fountain of Neptune

Fountain of Neptune

Bologna gibi antik şehirler surlarla çok iyi korunduğu gibi sarayları ve sanat eserleri de göz önünde ayan beyan olmuyor genelde. O yüzden etrafınızdaki o güzel binaların içine girip bizzat keşfetmeniz gerekiyor. Müzik, sanat, mimari, yemek kültürü, huzur ya da macera; ne arıyor olursanız olun bu şehirde bulabilirsiniz. Roma’yı daha önce uzun uzun ziyaret ettiğim için, arkadaşlarım güney İtalya’yı keşfederken ben Bologna’yı yalnız fethetme şansı buldum, bu da seyahatime farklı bir enerji, farkındalık ve keşif arzusu kattı.

Gelelim bu şehirle ilgili aramızda sonsuza kadar sır olarak kalacak bilinen ve bilinmeyen gizemlere;

1. İçinden Müzik Geçen Şehir:

2006’da Bologna zengin müzik kültürü sayesinde UNESCO Müzik Şehri olarak kayıtlara geçti.

IMG_1168

 

2. Lucio Dalla’nın Gölgesi:

Lucio Dalla Bologna’da doğmuş bir caz sanatçısı. Bologna halkı tarafından o kadar sevilmiş ki, Via D’Azeglio’nun köşesinde, tam yukarıda, Lucio Dalla’nın kuşlara saksafon çalarken resmedilmiş bir “gölgesini” farkedeceksiniz. Gördünüz mü?

3. Antik Roma Yolu:

İtalya’daki çoğu şehir gibi Bologna da bir zamanlar Roma İmparatorluğu hükümdarlığında yaşadı. Bu yüzden zaten nereye baksanız bunun izlerini görebilirsiniz (Sala Borsa Kütüphanesi’nin cam zemininden aşağıya bakabilirsiniz mesela). Ama o kadar da göz önünde olmayan bir şeyler keşfetmeye hazırsanız, Strada Maggiore’ye gidin ve “Roche Bobois” isimli mobilya dükkanını bulun, içeriye girin, merdivenlerden ağır ağır inin, sağınızda cam bir duvar göreceksiniz, işte o duvarın tam arkasında halis muhlis Roma taşlarından yapılmış bir yol var. Hala o kadar capcanlı ki dikkatli bakarsanız, Roma savaş arabalarının yerde bıraktığı izleri bile görebilirsiniz..

4. San Michele In Bosco’nun Manzarası:

Herkes San Luca’nın muhteşem manzarasından bahsediyor, ama bence buranın manzarası çok daha güzel. Daha da iyisi, yakınında küçük huzurlu bir orman var. Codivilla caddesi’nden atıştırmalık bir şeyler alıp bu ormanda kalabalıktan uzak bir parça kafa dinleyebilirsiniz. Hatta çıkışta bu keyifli yolculuğu bir “aperitivo” ile tamamlayabilirsiniz.

5. Vahşi “Olmayan” Batının En Eski Üniversitesi:

1088’de kurulmuş Bologna Üniversitesi’nin “Archiginnasio” isimli ilk amfisi sırf yaşına saygıdan bile görmeye değer.

6. Quadrilatero’nun Caddelerinde Gastronomik Güzellemeler:

Bu antik pazardaki  dükkanlarda en şahane yiyecekleri bulabilir hatta ayrılırken biraz da eve götürebilirsiniz; tortellini, tagliatelle gibi ev yapımı makarnalar, mortadella (İtalyan salamı), parmesan, efsana Bolonez sosu “ragù” ve Pignoletto, Lambrusco, Sangiovese gibi nefis yerel şarapları bulmak pek mümkün.

7. Bologna’nın Altında Bir Venedik:

Bologna eskiden tam da Venedik gibi görünüyormuş. 12. yüzyılda ulaşıma yardımı olsun diye Bologna’yı Po Nehri’ne bağlamak için su kanalları inşaa edilmiş. Çoğu şehir surlarının arkasında kalmış olsa da, birkaçını görebilmek mümkün. En popüler olanı, Via Pella’da Trattoria Biassnot’un (Bolonezli makarna yemek için harika bir restoran)  yanındaki gizli bir pencereden görülebiliyor hatta. Daha da ileri gidip bu kanallarda rafting turuna katılabilirsiniz.

bologna-meydan

Sevgiler.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir