Haftasonu Kopenhag’da Uyanmak

İki günde ne görülebilir demeyin, Kopenhag’da çok şey görmek mümkün. Üstelik benim öyle bir çabam da yoktu. Bazen o müze senin bu katedral benim derken her şeyi bir kaç güne sığdırmaya çalışmaktansa rahat olup keyfini çıkarmak, sadece ayaklarının götürdüğü yere gitmek çok daha eğlenceli. İnsanı daha özgür hissettiriyor.

Christmas’da İskandinav ülkelerinin bir başka güzel olduğunu duymuştum ama insanı bu kadar sarıp sarmalayan kucak açan bir şehir beklemiyordum. Buz gibi havada elimde sıcak şarap Tivoli’nin ışıklarını izlemek, küçük bir kafede portakallı sıcak çikolata yudumlayıp sohbet etmek, saatlerce bir yere varmaya çalışmadan keşfederek yürümek..Akılda kalanlar da bunlar değil mi zaten?

Avrupa’nın büyük bir kısmını gördükten sonra emin olun bütün kilise ve köprüler birbirine benzemeye başlıyor ama her şehrin tadı, kokusu, sizi baştan çıkarış şekli bambaşka.

O yüzden bu yazımı iki günlük hafta sonu kaçışlarına ve o kaçışlara cesaret eden gezi fillerine adıyorum:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir