Kopenhag

Kopenhag’da Christmas

Hafta sonu taa Danimarka’ya üstelik Aralık ayında gidilir mi? Gittik bile. Genelde Avrupa seyahatleri için en ideal zaman olarak Nisan, Mayıs ya da Eylül önerilir. Tepede pırıl pırıl güneş varken, yağmursuz çamursuz hafif kıyafetlerle gezmek gibisi yok tabi ama bu dönemler aynı zamanda pahalı uçak biletleri, müze kuyrukları ve üstünüze yağan turist öbekleri demek (öte yandan yazın Kopenhag’da güneşin akşam 9 civarında battığını da şuraya iliştireyim).

Bu arada her yere bol bol fotoğraf ekledim, kişisel olarak ben görsel düşünen biriyim, seyahatle ilgili de blog yazılarında da yakındığım şeylerden biri çok az fotoğraf çok uzun paragraflar kullanılmasıydı, o yüzden elimi korkak alıştırmak istemedim.

kopenhag-aşk

Biz Christmas ruhunu yaşayalım diye Aralık ayını seçtik (ho-ho-hoo),  tabiki Christmas bahane ışıklı caddeler, kurabiyeler, cafelerden yükselen sıcak çikolata kokuları, rengarenk şekerleme ve süsler şahane. Başka türlü gün ışığına hasret o kadar soğuk da çekilmezdi zaten. Öte yandan Aralık’ta hava 15:00 civarında kararıp sabah 9:00 gibi aydınlanıyor, tabi ki buna aydınlık denebilirse. O yüzden çok kaliteli fotoğraflar çekebilmek mümkün olmadı malesef.

kopenhag-sokak

Kopenhag ile ilgili elbette söylenecek çok şey, görülecek bir sürü bahçe, saray, kule, müze ve park var ama sizin de benim gibi vaktiniz darsa ve hemen sadede gelmek istiyorsanız, şimdi bahsedeceklerimi yapmadan dönmeyin, demiyorum:) Her zaman söylediğim gibi seyahat ederken spontanlık, plansızlık, efendime söyleyeyim pervasız maceracılık gibisi yok ama bir kılavuza ihtiyacınız olursa ve zamanınız benim gibi darsa aklınızda bulunsun gezgin dostlar;

1. Tivoli Bahçeleri:

Hava buz gibi, burnun ve yanakların pancar olmuş, bin bir çeşit hediyelik eşya ve masallardan çıkıp gelmiş gibi görünen ışıklarla donatılmış mağazaları dolaşmaya ara vermişsin, köşede hemen bir bank var, kocaman bir kurabiyeye benzeyen ahşap kulübenin hemen yanında, bir elinde ölümüne kremalı donut, diğer elinde glögg (sıcak şarap), ne soğuk kalmış ne de yorgunluktan eser. Tüm söyleyeceklerim bu kadar:)

tivoli-çin

tivoli-sıcak-şarap

Disneyland’ı gördükten sonra başka bir parkın daha iyisini sunması pek olası değil gibi geliyordu, amma ve lakin Tivoli yıllardır popülaritesini hiç kaybetmemiş ve gördükten sonra nedenini anlamak hiç zor değil. Rollercoaster’ları pek eğlenceli, yemekler güzel, atmosfer- özellikle Christmas’da- hikaye kitaplarından fırlamış gibi. Tam da Tivoli daha fazla ne sunabilir derken havanın kararmasıyla asıl görsel şenlik başlıyor.

Tivoli

 

 

 

 

 

 

 

 

 

tivoli-saray

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 2. Küçük Deniz Kızı:

Listeye ekleyip eklememek konusunda çok kararsız kaldım. Seneler seneler önce ben daha kısa pantolonlu bir çocukken Walt Disney ansiklopedi serisindeki kitaplardan birinde görmüştüm onu. Hikaye bildiğimiz küçük deniz kızının hikayesi, peki ya heykel? Denizin ortasında tüm görkemiyle ve hafif utangaç bakışlarıyla öylece duruyor. Çocuk aklımla neredeyse gidip bulmak istiyorum onu.

Yıllar yıllar sonra, hatrı sayılır yolları kar tipi demeden aşıp tam da yanına varmışken gerçekten “küçücük” ve karanlıkta aydınlatılma zahmetine bile girilmemiş mahzun küçük deniz kızını görünce ne kadar ihanete uğramış hissettiği tahmin edersiniz. Şaka bir yana, her ne kadar resimlerde göründüğünden daha gösterişsiz olsa da Kopenhag’ın sembolü haline gelen minik deniz kızına uğramadan dönmeyin yine de, ama mutlaka gündüz gözüyle.

küçük-deniz-kızı-kopenhag

 

3. Christiania:

Kopenhag’dan bahsedip de Christiana’dan bahsetmemek olmazdı. Christiana 850 kişiden oluşan nüfusuyla kendi kendini yöneten ve Kopenhag’a özel tanımlanmış yasalarla bağlı özgür bir bölge. Bu bölgeden içeriye ayak basmadan önce kuralları iyice okumanız gerkiyor çünkü bu konuda oldukça tutucular. Özellikle burası ile ilgili “ikinci sayfa” haberlerini duyduktan sonra kuralları çiğnemeye pek istekli olmuyorsunuz zaten. Örneğin fotoğraf çekmek bölge halkınca iyi karşılanmıyor. Etrafta canabis satan onca insan varken çok da şaşırtıcı değil. Öte yandan bu bölgeyi özel kılan en önemli şeylerden biri de mahremiyet zaten.

Sizi yeterince bölgeden soğuttuktan sonra gelelim güzel şeylere. Pusher isimli caddelerinde bir sürü el yapımı şirin mi şirin takılar satan yerler var (çok feminen bir yorum oldu kabul). En azından el yapımı takı ya da objeler ilginizi çekiyorsa doğru yerdesiniz. bunun dışında ev yapımı şahane organik biralar satan Nemo adında bir kafe var ve fiyatlar-kopenhag’daki uçuk fiyatları baz alırsak- oldukça uygun. Biraz soluklanmak için güzel bir mekan.

Duyduğuma göre, yazın bu bölge pek eğlenceli festivallerle şenleniyormuş. Dünyanın dört bir yanından ilginç insanlarla tanışmak ve sıradışı, ezberbozan bir gün geçirmek istiyorsanız bir uğrayın derim.

4. Nyhavn:

Kopenhag’ın en sevdiğim yerlerinden biri; insanlardan ve alışverişten bunaldığımda sığındığım liman. Uzunca bir süre foursquare’den bulduğumuz bir restoranı arayıp bulamadıktan ve sonunda şehirden uzak başka bir yerde yemek yedikten sonra hava kararmadan bir şeyler görebilelim diye hızlı adımlarla koşarcasına Nyhavn’a geldik. nehrin bir tarafında küçük dükkanlar, restoranlar, müzisyenler, müziğin tadını çıkarırken sohbet eden insan kümeleriyle dopdolu; diğer tarafında ise tüm bu aksiyonların içine dalmadan uzaktan sessizce izleyebileceğiniz huşu dolu bir atmosfer var. Önce aksiyonlu tarafta güzel bir yemek yiyip (ve pahalı) sonra da huzurlu tarafta botları izleyip lego evleri anımsatan binaların resmini çekmek en mantıklısı. Biz tok olduğumuzdan sadece ikincisini yaptık.

kopenhag-evler

legoland

Legoland’den bir kare

Acaba bu renkli şirin binalar olmasa bu bölgeyi bu kadar severmiydim bilmiyorum; ama bir dahaki sefere buraya bir hafta sonu akşamında gelip müziğin tadını çıkarmak için sözleşiyoruz. Daha ileri yürüyüp köşeyi döndükten sonra oturmak için banklar (daha çok piknik yapmak için kullanıldıklarını gördük) ve trambolinler var; evet TRAMBOLİN. Aileler otururken çocuklar da zıp zıp zıplasın demişler zira:) Kısacası Nyhavn eşittir hem huzur hem eğlence.

5. Stroget’te Alışveriş:

Elimizde sıcak çikolatayla ağır ağır yürürken, bu kadar soğukta nasıl bu kadar kalabalık olduğunu düşünüyorum ve herkesin güler yüzlü, neşeli olması benim de keyfimi yerine getiriyor. Malesef milletçe asık suratlıyız; Avrupa’daki şartlarda yaşasam ben de güler yüzlü olurum diyenleri duyar gibiyim:) Öte yandan İskandinavların yılda sadece 60 gün gün yüzü gördüklerini göz önünde bulundurursak yine de yaşama sevinçlerini takdir etmeliyiz diye düşünüyorum.

Stroget’in ortasındayız, Kopenhag’ın atar damarı ve Avrupa’nın en uzun yaya yollarından biri. Bu sokakta çok garip ve aynı zamanda çok “cool” her bütçeye göre farklı farklı mağazalarla karşılaşmak mümkün.Alışveriş diyince akla ilk burası geliyor, hava koşulları ne olursa olsun. Ben vaktimi alışverişle harcamak istemediğimden ağır ağır sokağın tadını çıkarıyorum; öte yandan Kopenhag’ı şimdiden özledim bile.

kopenhag-alışveriş

kopenhag-akşam

6. Gelelim Smørrebrød’a:

Şimdiye kadar yemediğiniz en güzel sandviç! Kopenhag’da geleneksel mutfak diyince bundan fazlasını bulmak zaten pek de olası değil. Her seyahatimde olduğu gibi misafir umdugunu değil buldugunu yer kafasında oldugumdan pek sorgulamıyorum zaten . Üstelik benim damak tadıma da cuk oturdu. Hayal edin, birbirinden nefis ve taze soslar, kremalar, turşular, deniz mahsulu, soğanlar, fınfıklar havada uçuşuyor siz de denk gelenleri ekmeğinizin üzerine denk gelenlerle ziyafet çekiyorsunuz, daha ne olsun?

smorrebrod-kopenhag

Bonus Mekanlar:

Baresso coffee:

Özellikle portakallı sıcak çikolatayı dehşetle tavsiye ederim<3

kopenhag-kahve

Lagkagehuset:

Bir taşla iki kuş. Çünkü burası aynı zamanda ücretsiz wifi ve turistik bilgi, broşür, harita sunan ve “Copenhagen Visitor Service” yani ziyaretçi merkezi olarak anılan bir yer. Üstelik yediğim en iyi körili-tavuklu sandviçti, bu kız bu kadar gezmiş görmüş ilk defa mı sandviç gördü demeyin; deneyin ondan sonra konuşalım.

kopenhag-sandviç-yemek

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir