Güney Asya ve Güney Amerika’da Tek Başına 8 Ay

Aslında bu yazının başlığı “Nasıl Delirdim?” olmalıydı. Çünkü delirmeseydim tek başına bu kadar uzun süre seyahat etmeye kalkışmayacaktım ve başıma bu kadar güzel şeyler gelmeyecekti. Tabiki size 8 ayda 8 ülke ve 2 kıta serüvenimden seve seve bahsedeceğim fakat öncelikle bu yolculuğa çıkışımın hikayesini anlatmak istiyorum.

Üniversite, yüksek lisans, iş hayatı derken hiç ara vermeden koşturdum yıllarca, çoğumuz gibi. Kendi tercihimdi, her güzel şeyin bir bedeli vardı. Zaman olunca paran, paran olduğunda zamanın olmaması gibi.. Bu döngüyü kırmam, durmam, nefes almam, nereye gittiğimi düşünmem gerekiyordu. Diğer taraftan da karşılığı para olmayan bir işte çalışmak, birilerine faydalı olmak, gönüllü projeler yapmak istiyordum. Aslında daha önce de Macaristan ve İtalya’da kendim seyahat etmiştim fakat ilki sadece 5 gündü, ikincisinde de arkadaşlarımla seyahat edip arada kendi başıma farklı şehirlere gitmiştim. Bu geziye çıkarken de aslında 2 ya da 3 ay kalırım diyordum fakat anladım ki uzun süre iş hayatını tecrübe eden birine 2 ay çok uzun bir süre gibi gelse de aslında bir kaç ülkeyi gerçek anlamda deneyimlemek için çok kısa bir süreymiş. Gezerken tanıştığım gezginler genelde tek bir ülkede minimum 1 ay geçiriyordu.

Bir de şunu söyleyeyim böyle bir gezide kesinlikle dönüş bileti almayın çünkü bu size esneklik sağlar. Ben vizesiz ziyaret edilen ülkelere dönüş bileti olmadan girmenin sorun yaratacağını okuduğum için bir dönüş bileti almıştım fakat bunun da çözümü var, bir rezervasyon yaptırıp sonradan iptal ettirebiliyorsunuz hava alanında. Zaten ülkeye girerken de kimse sormuyor, sadece hava yolu firması zorunlu tutuyor dönüş biletinizin alınmış olmasını.

Rotamın başlangıç noktası Kore’ydi, sonra sırasıyla Japonya, Tayvan, Malezya, Tayland, Laos, Kamboçya ve Kolombiya’ya gittim. İlk 3 ülkede seyahat etmek oldukça pahalı olduğu için daha kısa kaldım çünkü daha önümde bir çok görülecek yer yapılacak şey olduğunu biliyordum. Sonrası zaten çorap söküğü gibi geldi. Sanki yıllardır kendim seyahat ediyormuş gibi bu hayatı benimsedim, göçebeliğe alıştım, uyum sağladım. Tabi ki herşey süt liman değildi, yol boyunca bir çok problemle karşılaşıyorsun, farklı kültürler, farklı kurallar, farklı insan tipleri, evden getirdiğin ön yargıların..Ama yolun sonunda bir bakıyorsun problem çözme becerin gelişmiş, stresli iş hayatında laçka olan sinir sistemin pamuk gibi olmuş, sadece kendinden güç almanın keyfini keşfetmişsin. Tabi size  bu ülkelerin hepsine nasıl gittim, vize evrak işlerini nasıl hallettim, nasıl iş buldum, nerelere gittim, başıma ne felaketler geldi hepsini tek tek anlatacağım. Devamı diğer yazılarımda. takipte kalın.

 

Sevgiler.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir