Varşova

Polonya’da Hüzünlü Bir Güzel

Polonya’nın turistler tarafından en çok ziyaret edilen ve sevilen şehri hiç şüphesiz Krakow. Ben de gezi planımı yaparken öncelikle Krakow’u dahil etmiştim rotama, çünkü internette okuduğum herşey, her yorum, Krakow’u işaret ediyordu. Sanırım bundaki en büyük etken Karakow şehir merkezi yani “Old Town” bölgesinin ikinci dünya savaşında zarar görmemiş ve günümüze kadar güzelliğini korumuş olması. Öte yandan Varşova acıyı iliklerine kadar tatmış, en acımasız savaş ve yıkım sahnelerine defalarca tanık olmuş yaralı bir güzel. Güzel diyorum çünkü internette okuduklarımın aksine Varşova beni büyüledi.

varşova-pencere

Tarihin izlerini taşıyan Varşova’da, Chopin’in gençlik yıllarını, Nazi direnişini ve daha bir çok ” dikkatlice ve kasten günümüze taşınmış anıyı bulmak mümkün; bu yüzden süslü ve gösterişli meydanları, turistik cazibesiyle legodan yapılmış gibi duran steril şehirlerin aksine Varşova muazzamlığı ve kusurlarıyla tepeden tırnağa gerçek. Peki ne yapılır ne edilir bu güzel şehirde?

1. Varşova Old Town:

Burası Avrupa’daki “en yeni” eski şehir meydanlarından biri. İkinci dünya savaşından sonra bir taş yığını halindeyken tekrar hayat verilmiş bu güzelim binalara.

varşova-old-town

 

2.Lazienki Parkı:

Oldukça uzun bir yürüyüşün ardından bir cennet bahçesine düştüğümüzü sandık. O kadar büyük bir park ki hala kafamda boyutlarını, giriş-çıkış kapılarını algılayabilmiş değilim ama kalabalık ve güneşli bir günde bile kendinize sakin ve huzurlu bir gölge bulabilecek kadar büyük olduğunu söyleyebilirim.

Belki ülkemizdeki azlığındandır, şehir parklarına bayılıyorum. Gezdiğim müzeleri, katedralleri, o güzelim freskleri, tabloları unutuyorum yavaş yavaş ama gezdiğim, uzandığım, göğünü seyrettiğim parklar hala aklımda. Biz Lazienki’de kendimize tam Chopin heykelinin karşısında bir köşe seçtik, gerisi size kalmış.

lazienki-park-varşova

3.Praga bölgesi:

Varşova’nın Karaköy’ü desem pek de yanlış olmaz. Old Tow’ın şirin, tatlı, steril ve yapmacık halleriyle büyülendikten sonra tamamen zıt; ama gönülçelen, ezberbozan bir atmosfer. Zamanında pek tekin bir mahalle değilmiş fakat bir dönüşüm sürecinden sonra bar, cafe, sanat ve kültür fışkıran bir bölge olmuş sevgili Praga.

Burada da Skaryszewski ve Praski adında, açık hava konserlerinden, heykel workshop’larına kadar bir çok kültürel etkinliğe kucak açan iki park var; canınız bunların hiçbirini yapmak istemezse güzel bir yürüyüş ya da dinlenme molası için ideal.

Kitap kafeleri benim kadar seviyorsanız dönüşte ruhu olan mekanlar hanesine yazdığım Czuly Barbarzynca’ya uğrayıp şöyle kitaplara karşı bir kahve  için; kitaplar bundan hoşnut olmasa da free-wifi bile var.

czuly-barbarzyncaczuly-barbarzynca-varşova

4. Kawiarnia Kafka’da Kahvaltı: “Kahvaltı’nın mutlulukla bir ilgisi olmalı ” demiş Cemal Süreyya, seyahatlerin de en vazgeçilmezi yemek kültürünü, bu adamlar bizden farklı ne yer ne içeri keşfetmek tabi ki. Bir mekanı sevebilmem için sadece yemeklerin güzel olması yetmiyor, aynı zamanda iyi hissettirmeli. Kawiarna Kafka’da kesinlikle böyle bir yer.

Breakfast in Kawiarna Kafka

Kawiarna Kafka kahvaltısı

 

At Kawiarna Kafka with Little Prince

Kawiarna Kafka’da bir küçük prens

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir