bambu ormanı kyoto
GEZİFİLİ'NDEN NOTLAR

Anlamlarıyla Büyüleyen Japonca Kelimeler

Japon kültürüne dair en sevdiğim özelliklerden biri, çevremizde olan biten, evren, insan ilişkileri gibi karmaşık diyebileceğimiz kavramları zarif bir sadelikle hayatın her alanında ifade edebilmeleri. Japonya seyahatim sırasında da en kalabalık şehirlerinde bile bunu hissettim; gökdelenlerin arasına sıkışmış küçük ama muazzam bahçeler, evlerin girişlerindeki minik biblolar, restoran masalarındaki taze çiçekler, yemeklerinin sunum şekli ve içerikleri gibi bir çok detay.

Japonca oldukça açıklayıcı bir dil; bütün bir felsefeyi veya ruh durumunu tanımlamak için bir kelime, anlamı değiştirebilmek için minicik bir harf yetebiliyor. İşte Japon arkadaşlarımın da katkılarıyla ifade etmeye çalıştığım ve hayranlıkla öğrendiğim bir kaç kelime;

Wabi-Sabi: Kusurdaki Güzellik

Geleneksel Japon estetiğinde, wabi sabi temelde Zen Budizmi’ne dayanır ve kusurluluğun kabulü anlamına gelir. Kısaca “mükemmel bir biçimde kusurlu” bir yaşamın felsefesi olduğunu söyleyebiliriz; kusurlu, eksik veya geçici olsa bile günlük yaşantıdaki sade güzelliği görmek; ve bu gerçeği sonuna kadar kucaklamak. Öte yandan günümüz Japonya’sında fiziksel mükemmellik algısının topluma nasıl dayatıldığı ise başka bir yazının konusu ..

Wabi sabi’ye dair okuduğum minik bir hikaye ise şöyle: Yüzyıllar önce; Kyoto’nun en güzel zen bahçelerinden birinde; bir çay töreni (Japanese tea ceremony) ustası, öğrencilerinden birinden çay töreni hazırlamasını istedi. Adam bitkileri kırptı, kuru yaprakları topladı; her şeyin yerinde görünmesini sağladı ve memnun bir ifadeyle kenara çekildi. Usta bahçeyi sessizce gözlemleyerek etrafta şöyle bir dolaştı, daha sonra bir ağacın dalına ulaştı, hafifçe silkeledi ve yaprakların zarifçe düşüşünü hayranlıkla izledi. İşte şimdi, diye düşündü, wabi-sabi!; kusurların büyüsü.

laos
Vang Vieng, Laos

Bu bakış açısı hayatın her alanına uygulanabilir; ilişkilerde, ev dekorunda, yemek yaparken ve kendimize dair konularda. Peki öyleyse neden kendimiz olmaktan korkuyoruz? Özellikle sosyal medyada. Önüme sık sık “kusurları” “düzeltmeyi” teklif eden; daha ince, daha uzun, daha pürüzsüz görünmeyi, kısaca “mükemmel” olmayı vaat eden uygulamalar çıkıyor. Mükemmelliğin ölçütü nedir? Kim mükemmeldir? Kime göre? Kimse her zaman gülümsemez, kimse her zaman makyaj yapmaz, kimse her zaman mutlu olmaz. Ve sanki böyleymiş gibi göstermek, insanların kendilerini daha kötü hissetmelerini sağlamaktan başka bir işe yaramıyor; çünkü yaşamlarını gerçek olmayan ölçütlerle karşılaştırıyorlar. Zayıf görünmek, üzgün görünmek, yardım istemek ya da kırılganlıktan ölesiye korkuyoruz.

Gerçekten kim olduğunuzu göstermeden, insanlarla bağ kurmak nasıl mümkün olabilir? Olmadığınız biri olmaya çalışmayı ya da mükemmel görünmeye çalışmayı bırakın; kendinizi veya etrafınızdakileri değiştirmeye çalışmayı bırakın. Her birimiz mükemmel derecede kusurlu ve oldukça karmaşık canlılarız ve bu da yeterince güzel. Mazeretsizce kendiniz olun, olmalıyız.

Yugen

Yugen güzelliğin görünende değil, görünmeyende olduğunu savunur ve özellikle Japon sanatında sık sık kullanılır. Küçük Prens’in en önemli şeylerin gözle görünmediğini söylediği gibi. Ya da sizde bu anlamı uyandıran herhangi bir şey için “işte bu tam bir yugen anı!” diyebilirsiniz.

Ünlü 14. yüzyıl oyun yazarı Zeamie Motokiyo Yugen’e metafor olarak “Bir bambu ağacının başka bir bambu ağacının üzerine düşen belli belirsiz gölgesi” demiş. Bu da benim Yugen anım:)

necogli gün batımı
Necogli, Kolombiya

Furusato

Furusato yurt, memleket, “ev” anlamında kullanılıyormuş. Ama tam anlamı sadece doğduğun ya da yaşadığın yer değil kalbinin ait olduğu yer.

Benim için henüz böyle bir yer var mı bilmiyorum ama kesinlikle tek bir yer yok. Gittiğim her yeri memleketim gibi benimseyebiliyorum; garip ama gerçek. Öte yandan bu anlama en yakın ve kendimi çok mutlu hissettiğim yerler Kamboçya’da Koh Rong Samloem adası ve Laos’da Nong Khiaw’dı.

Koh Rong Samloem, Kamboçya

Ichi Go-Ichi E

Bu terim aslında geleneksel Japon çay seremonilerinden doğmuş ve her bir buluşmanın, karşılaşmanın hazine kadar değerli olduğunu anlatıyor. Günümüzde ise yavaşlayıp her anın tadını çıkarmak anlamında kullanılıyor çünkü her bir karşılaşma eşsiz ve sadece bir kere yaşanıyor. Bir tür farkındalık pratiği diyebiliriz.

kamakura japonya
Kamakura, Japonya

Oubaitori

İnsanların hayatlarını kendilerini başkalarıyla kıyaslayarak geçirmek yerine kendi eşsiz özelliklerine odaklanmaları ve değer vermeleri gerektiğini söylüyor bu minicik kelimede; ve aşağıdaki resmin bununla kesinlikle bir ilgisi yok.

koh rong samloem
Koh Rong Samloem, Kamboçya

Sevgiyle kalın.

xox

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Translate »