jardin public güneşli
FRANSA

Bordeaux ve Saint Emilion’da Görülecek Yerler

Paris’te başlayan Fransa seyahatim Bordeaux ve Saint Emilion’da devam etti. Bordeaux (Bordo) daha önce de hep gitmek için uçak bileti kovaladığım, görmek istediğim yerlerden biriydi. Öncelikle Türkiye’den Fransa’ya en uygun Paris ve Marsilya’ya bilet bulunabiliyor o yüzden önce Paris’e uçup oradan Bordo’ya geçmenin yollarını araştırdım. Uçuş ve tren seçenekleri 100 Euro’nun üzerindeydi sonra Flix Bus’ı keşfettim.

Flix Bus; Eurolines ve BlaBla Bus gibi Avrupa ülkeleri içinde ve arasında otobüs seferi hizmeti sunan bir marka. Omio sitesinden ya da kendi linklerinden daha detaylı bilgi alabilirsiniz. Ben biletimi seyahatimden yaklaşık beş ay önce ve bir promosyona denk gelerek tek yön 1 Euro’ya aldım. Evet 1:) Zamandan kayıp yaşamamak için 23:40’ta gece otobüsüne bindim ve sabah 8’de Bordo’daydım. Tabi hizmetten çok fazla şey beklemeyim, öyle pek konforlu bir yolculuk değil ama fiyatına göre gayet güzel bir alternatif. Yalnız Paris’te yaşayan arkadaşımdan aldığım bilgiye göre mola yerlerinde dikkatli olmak gerekiyormuş, sizi unutup gidebiliyorlarmış:)

Peki Bordo’da Ne Yapılır Ne Edilir?

Bordeaux dünyanın en kaliteli şaraplarını üreten; hatta kırmızı şaraplarıyla uluslararası üne sahip bir bölge. Öncelikle Bordeaux hem güvenli hem de geniş arnavut kaldırımı sokakları ve yürüyüş parkurlarıyla günün hemen her saatinde oldukça “yürünebilir” bir şehir. Yürümek istemezseniz de şehirdeki önemli yerlerin hepsine tramvay ile gidebiliyorsunuz ya da hava şartları uygunsa bisiklet kiralayarak da bu güzel şehri daha keyifli keşfedebilirsiniz. Ben otelimin lokasyonu Chartron bölgesinde olduğu için Notre Dame caddesinden başlayarak tüm şehir merkezini kısa sürede keşfettim ve oldukça güzel bir rotaydı.

Saint Catherine Caddesi (Rue Saint Catherine):

Eğer Bordo’da sadece tek bir sokağı gezecek olsanız direkt buraya gidebilirsiniz. Saint Catherine Bordo’nun 1.2 km uzunluğundaki en uzun alışveriş caddesi. Hatta adeta bir İstiklal Caddesi..Sadece alışveriş değil; cafe’ler, restoranlar, kitapçılar, sokak sanatçıları ve aradığınız diğer herşey.

Saint Catherine Caddesi
Saint Catherine Caddesi, Bordeaux

Jardin Public:

Yine Bordeaux’da sadece bir gün geçirecek olsanız gitmeniz gereken yerlerden biri. Tabi ki tercih meselesi ama yemyeşil çimleri, sonbahar renklerine bürünmüş ağaçları ve gümüş renkli gölüyle herhangi birinin kalbini fethedebilecek güzellikte bir park burası. Gittiğim gün şansıma hava güneşliydi ve tadını çıkarabildim; yazın tadından yenmez herhalde.

jardin public
Jardin Public, Bordeaux
jardin public köprü
Jardin Public

İçerisinde bir de Doğal Tarih Müzesi var ilgilenirseniz.

Miroir D’Eau:

3450 metre kare büyüklüğündeki bu havuz ( aynalı havuz diyelim); dünyanın en büyük yansıtmalı havuzu. Havuz dediğime bakmayın, 2 cm’lik sudan bahsediyoruz. Ama görüntü muhteşem; özellikle suya yansıyan Bordeaux mimarisiyle. Yazın ya da baharda cıvıl cıvıl olduğunu hayal edebiliyorum.

miroir deau
Miroir D’Eau, Bordeaux

miroir deau
Miroir D’Eau, Bordeaux

Porte Cailhau ve Grosse Cloche:

1495’de inşaa edilen, 35 metre yüksekliğinde ve gotik mimariye sahip masalsı Porte Cailhau çok eskiden şehrin duvarlarına ekliymiş ve şehrin ana giriş kapısıymış. En önemli özelliklerinden biriyse günümüze kadar neredeyse hiç değiştirilmemiş olması. 5 Euro karşılığında bu yapının tepesinden Bordeaux’u seyredebilirsiniz.

porte cailhau
Porte Cailhau, Bordeaux

Gross Cloche ( Büyük Çan) ise Fransa’daki en eski çan kulelerinden biri ve yine 18. yy’dan önşe inşaa edilmiş şehir surlarının bir parçası; ayrıca şehirdeki 5 kapıdan biri. Yılda sadece 6 kere Bastille, Victory of Europe gibi önemli günlerde çalıyor. İçerisindeki duvarda ise şu sözler yazılı: “Saat başı çalarım ve sesim harekete (savunma) çağrıdır..Mutlu günler için şarkı söyler, ölülere ağlarım”.

grosse cloche
Grosse Cloche, Bordeaux

Porte Cailhau gibi bu yapıyı da 5 Euro vererek gezebiliyorsunuz; ama sadece dışarıdan bile oldukça güzel ve görkemli.

Marche des Capucins ( Capucins Pazarı):

Aynı zamanda bordonun “göbeği” olarak da bilinen bu pazar Bordeaux’nun en büyük pazarı. Burada pastacılar, atıştırmalık yiyecek satanlar, restoranlar, çiçekçiler, balık, şarap, peynir, zeytin, meyve sebze gibi ülkeden hatta tüm ülkelerden envai çeşit ürün bulabilirsiniz. Özellikle buraya istridye-şarap için geliyorlar. Fiyatlar da oldukça makul.

Ben kışın yapamadım ama siz buradan aldıklarınızla güzel bir piknik yapın hatta güzel havalarda giderseniz. Ama erkenci olmanız şart; hafta içi 06:00-13:00 arası hafta sonu ise 05:30-14:30 arasında açık.

Place des Quinconces (Quinconces Meydanı:

Burası şehirdeki en “fotoğraflık” yerlerden ve Fransız devriminin Bordeaux’daki en görkemli sembollerinden biri. Zamanında Jirondenler’e (Fransız ihtilali döneminde mecliste burjuvaziyi temsil eden grup, adını Gironde bölgesinden almış) karşı inşaa edilmiş.

Zaten yapının tamamı ünlü filozoflar Montaigne ve Montesquieu’nun heykelleri ve bronz çeşmelerin ortasından yükselen özgürlük anıtından (Girondin anıtı) oluşuyor. Ben her açıdan fotoğraflamaya doyamadım ve bana nedense Roma’daki Trevi Çeşmesi’ni hatırlattı.

girondin anıtı
Girondin Anıtı, Bordeaux

Place de La Victorie (Victorie Meydanı:

Bu güzel meydanı Aquitaine kapısı, bronz-mermer bir sütun heykel ve 2005’te Ivan Theimer tarafından Bordeaux’nun dünyaca ünlü üzüm yetiştirme kültürünü (viticulture) kutlamak için tasarlanmış anne ve yavru kaplumbağa heykelleri süslüyor.

Bu meydan aynı zamanda şehrin La Victorie bölgesinin başlangıcı. Biraz daha “bohem” diyebileceğimiz bu bölgede şehir merkezine göre daha uygun yeme-içme mekanları bulabilirsiniz.

place de la victorie
Place de La Victorie

Kitapçılar ve Mollat Kitapevi:

Benim gibi bir kitapseverseniz özellikle Librairie Mollat kitapçısına uğramanızı şiddetle tavsiye ederim. Mollat aynı zamanda Fransa’nın ilk bağımsız kitap evi. Buradan Mollat ile ilgili eğlenceli başka bir ayrıntıya ulaşabilirsiniz:)

Ben çok rahat bir saat harcamışımdır burada. Özellikle bir çizgi roman tutkunu olarak ve Fransa’nın “Bande Dessinee” ya da kısaca BD olarak bilinen çizgi romanlarının dünyanın en önemli çizgi roman ekolleri arasında bulunduğunu şöyle bir hatırlarsak; kitapçının çizgi roman bölümünde adeta kayboldum. Kendi çizerlerinin dışında dünyadan, özellikle de Japonya’dan çok geniş bir arşive sahip. Sonunda Belçikalı çizer Jean-Phillippe Stasse’nin Deogratis’ını alıp koşarak uzaklaştım; yoksa günün yarısı burada bitebilirdi.

librarie mollat
Librarie Mollat, Bordeaux
librarie mollat çizgi roman
Comic Books, Librarie Mollat, Bordeaux

Özellikle çizgi roman için uğrayabileceğiniz diğer kitapçılar Saint Catherine caddesindeki Bouquinerie (ikinci el kitapçı; kitap fiyatları 5 euro’dan başlıyor) ve BD Comics.

Gezerken Kahve Keyfi:

Yazılarımda kahveye değinmeden geçemiyorum. Her ne kadar kahveden uzak durmaya çalışsam da mutlaka en az bir kere elimde kahveyle yürüyüş keyfi yaparım ya da meydanlarını seyrederim ilk gittiğim şehirlerin.

Öncelikli önerim Piha; eğer karmaşık menüler ve çok fazla çeşit beni yorar sadece iyi kahve yeter diyorsanız doğru yer burası. Ortamı da uzun vakit geçirmek için oldukça sıcak ve iç açıcı.

İkinci önerim aslında fransa genelinde bir pastahane zinciri olan Paul; kahvesi başarılı.

Bunların dışında Quai des Chartron’daki Starbucks‘ı (gülmeyin anlatacağım); güzelim La Garonne nehri manzarası için tavsiye ederim, oldukça da büyük bir mekan. L’alchimiste ve Black List‘te vakit geçirilesi ve kahvesi güzel diğer cafeler.

Yeme İçme ve Canele! :

Ah ah yine olsa da yesek:) Canele rom ve vanilyalı, ortası puding gibi yumuşak dışı karamelize ve çıtır çıtır bir fransız tatlısı. Genel olarak 3 boy satılıyor ve en uygun fiyatlı ve lezzetlisini şehirde bir kaç şubesi olan La Toque Cuivree‘de yiyebilirsiniz ( 0.30-0.70 euro arası).

canele
Canele

Daha süslü, yaratıcı ve pahalı olanları için ya da hediye olarak götürmek isterseniz de, Caneles Baillardran‘a uğrayın.

Tatlıdan başladım ama yemeğe gelirsek hem fransız hem fastfood restoranlarından bir kaçını denemiş olarak kesinlikle önerebileceğim tek yer L’Entrecote (Antrikot). Adından da konsepti tahmin edebileceğiniz üzere menü oldukça basit; et, salata ve patates. Fiyat-performans oldukça başarılı; mutlaka denenmeli..Bir diğeri de konseptini ve menüsünü yaratıcı (hem de eğlenceli) bulduğum Les Fils a Maman. Aklıma ilk gelen şeylerden biri de tuvaletinde nostaljik çizgi filmleri gösteren bir ekran olması:)

lentrecote
L’Entrecote, Bordeaux

Ve Şarap..:

Şimdi burada bir şarap üstadı olsa kim bilir neler anlatırdı size ama şarap sevmek yeterliyse başlıyorum. Öncelikle beklenenin aksine Bordeaux’da şarap ucuz değil ve çoğu restoranda şarap şişe olarak geliyor. Ama korkmayın; çünkü Le Bar a Vin (Maison du Vin) var. Bar a Vin Bordeaux Şarap konseyinin giriş katında bir bar ve neyse ki konsey herkesin tadabilmesi için yani turistik nedenlerle fiyatlara el atmış.

Bar A Vin
Bar A Vin, Bordeaux

Uzun lafın kısası bu barda kadeh şarap fiyatları 2-6 euro arasında değişiyor ve ortamı da oldukça şık. Menü oldukça basit; beyaz, rose ve kırmızı şarap çeşitleri ve peynir tabaklarından (Plate Without Borders’ı tavsiye ederim) oluşuyor.

Daha Fazla Şarap ve Saint-Emilion:

Bordeaux’a yapılan bir seyahat yakınlardaki “Chateaux” lardan (şarap üreticileri) birinde şarap tadımı yapmadan eksik kalırdı. Biz bunun için yakınlığından dolayı Saint Emilion’a gittik. Yolda başımıza gelen en garip şey trenin kapısı açılmadığı için yaklaşık 15 kişi durağı kaçırıp sonraki durak olan Castillon’da inmemizdi; ve orada birileriyle tanışıp taksi tutarak geri döndük:) Meğer bu durum arada olan bir şeymiş..Burada yani Saint Emilion’da şarap için ağırlıklı olarak Merlot ve Cabernet Franc üzümleri kullanılıyor ve köye girişinizden itibaren şarap sizi hemen her yerde karşılıyor.

saint emilion
Saint Emilion
saint emilion sokakları
Saint Emilion

Saint Emilion Bordeaux’nun şarap bölgesinin kalbinde bir orta çağ köyü ve trenle Bordeaux’a sadece 35 dk uzaklıkta. Köyün içinde tarihi bir kilise ve kendine özgü macaron’larıyla meşhur Fabrique de Macarons isimli bir cafe dışında görülebilecek çok fazla destinasyon yok fakat sadece köyün en yüksek tepesine yürüyüp manzaraya bakarak ya da dar arnavut kaldırımı sokaklarda yürüyerek bile vakit geçirebilirsiniz. Her şey o kadar “bozulmamış” ki kendinizi zamanda yolculuk yapıyor gibi hissediyorsunuz.

vineyards saint emilion
Vineyards, Saint Emilion

Fakat burada asıl meşhur olan şey yakınlardaki Chateaux’lar. Bordeaux’da yaklaşık 9000 Chateaux yani şarap üreticisi olduğunu öğrendim. Ben her adımı önceden planlamanın gezinin büyüsünü kaçırdığını düşündüğümden herhangi bir şey ayarlamamıştım. Tamamen spontane bir şekilde St. Emilion’a gittik ve turizm ofisine bizi tadıma kabul edebilecek bir yer olup olmadığını sorduk. Elimize bir liste verdiler ve iki yer dışında her yer ücretli tadım veriyordu. Bir de çoğuna gitmek için rezervasyon yaptırmak gerektiğinden ve kışın tur olmadığından özel araç bulmak gerekiyormuş. Tesadüfen bizden önce biri üreticilerden birinden ücretsiz tadım için onay almış ve bize de aynı yeri arayıp şansımızı denememizi önerdiler. Telefonla aradım ve hemen gelebileceğimizi söylediler; üstelik çok yakındı. Voila!

Üzüm bağlarının arasından 1km’lik keyifli bir yürüyüşten sonra Le Chatelet isimli Chateau’ya vardık ve oldukça sıcak karşılandık. Bir de bizimle aynı anda tadıma katılan Guy isimli bir kanadalı vardı ve bize-yine şans eseri-çevirilerde yardımcı oldu. Aile beş jenerasyondur bu işi yapıyormuş.

Şarabın hikayesi, mahzen ziyareti, Guy ile kanka oluşumuz:) ve kadehler süren (yes!) tadımın hikayesi uzun, ama fotoğrafları aşağıya bırakıyorum;

chateau chatelet
Chatelet, Saint Emilion
chatelet şarap
Chatelet, Bordeaux
chatelet degustasyon
Chatelet, Bordeaux

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Translate »