KOLOMBİYA,  YURT DIŞI

Bogota Günlükleri

Kolombiya ile ilk tanışmam çalıştığım dönemde on günlük bir geziyle oldu. Biraz Bogota, biraz Medellin, azıcık Santa Fe ve Antioquia derken nasıl geçtiğini anlamadan kendimi İstanbul’a dönüş uçağında buldum. Ama yine de Kolombiya’da yaşayan yerli arkadaşım sayesinde bir turistten çok daha fazlasını görme ve öğrenme şansım oldu. Peki yetti mi? Tabi ki hayır.

Candelaria Bogota
Bogota

Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh’deki hostelin lobisinde otururken; bir sonraki destinasyon için bir anda Kolombiya’ya gitmeye karar vermem de bu yüzdendi. Hatta planladığım üç ayı Kolombiya, Ekvator ve Peru diye hayal etmişken üç ayın tamamını Kolombiya’da geçirdim. Tabi bu kararımda Latin Amerika’da bir ülkeden diğerine geçmenin hiç de Güney Asya’daki gibi kolay ve hesaplı olmadığını keşfetmemin de etkisi var.

İklimi, bitki örtüsü, yemekleri, güzel kadınları, müziği, insanı, renkleri, kokularıyla adeta bir çeşitlilikler ülkesi olan Kolombiya insanı büyüleyen, kolundan tutup kolay kolay bırakmayan bir yer. Ne yalan söyleyeyim, adeta ikinci memleketim gibi bir his uyandırıyor bende hatırladıkça.

Candelaria bogota
Candelaria, Bogota

Dünyanın neresinde olursak olalım hepimiz benziyoruz birbirimize; hep söylüyorum, gezdikçe daha iyi anladım; ama özellikle Latin Amerika insanını sıcak kanlılığıyla daha da yakın buluyorum kültürümüze.

otobüsle bogota
Medellin’den Bogota’ya 11 saatte otobüsle giden koca yürekli ben..

Bu güzel ülkenin turizmi 2016’da FARC ve devlet arasındaki sivil savaşın sonlanmasıyla hayat bulabilmiş; köşe bucak gezdiğim ve zamanında gerillaların yuvası olan küçük Kolombiya köylerinde elini kolunu sallaya sallaya gezebilmek o zamanlar bir hayalmiş demek çok da yanlış olmaz. 80’ler kuşağıyla sohbet ettiğinizde hemen herkesin çocukluğunda bir kaçış hikayesi ya da korku dolu anılar var.

bogota sokakları
Bogota

Bogota’ya ilk gidişimde sadece üç gün kalabilmiştim ve kaldığım her gün bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı, kelimenin tam anlamıyla “donuma kadar ıslandım” ve gezdiğimden hiçbir şey anlamadım, çok da sevemedim gri ve soğuk halini. Bütün bunlara rağmen Botero müzesini görmeden gitmemeye yeminli gibi o yağmurda kilometrelerce yürüdüm; üstelik müzenin kapalı olduğunu öğrenmek için.

Kolombiya’nın geneline hakim olan ılıman iklim Bogota’ya adeta hiç uğramamış gibi beş aydır ayakkabı bile giymemiş bana kazak aldırdı bu şehir; yani öyle soğuk. Andes sıradağları buradan geçtiği için hep bir sis ve esinti hakim; öte yandan eğer doğru mevsimde gitmişseniz bu serinlik iyi bile geliyor. Her sokağın mis gibi dağ manzarasına açılması da ayrı bir mistik hava katıyor Bogota’ya. Kolombiya’yla ilgili daha çok blog yazısı yazacağım o yüzden uzatmadan Bogota’nın “en” lerine geçiyorum. Yine seçmekte çok zorlandım ama özetle;

La Candelaria:

Candelaria okuyacağınız her Bogota gezi rehberinin vazgeçilmezidir. Burası Bogota’nın en turistik bölgesi ama öyle rahatsız edici bir popülarite değil, aksine her gittiğimde bu bölgede kalacak kadar huzur verdi bana buradaki renklilik. Her gittiğimde diyorum; çünkü Kolombiya’nın farklı bölgelerini gezerken sık sık durağım oldu Bogota.

candelaria Bogota
Candelaria, Bogota

Bohem, renkli, arnavut kaldırımları, tarihi binalar, graffitiler, kafeler, barlar, restoranlar, sokak sanatçıları, hosteller, her köşebaşında müzik sesi, dünyanın her yerinden binbir türlü insan.. Kelimelerle anlatmak gerekirse Candelaria’nın özeti bu.

candelaria bogota
Candelaria, Bogota
candelaria bogota şapkacı
Candelaria, Bogota

Bolivar Meydanı:

Güvercinlerle dolu bu meydan Adalet Sarayı, Bogota Katedrali ve Belediye Binası gibi Bogota’nın en önemli yapılarının ev sahibi. Bu yüzden de etrafta bir çok polis göreceksiniz. Polislerle birlikte sokak müzisyenleri, kendi kendine konuşanlar, meyve suyu ve yiyecek satıcıları, fotoğrafçılar gibi her türden insana rastlamak mümkün. içecek birşeyler alıp merdivenlerine oturup etrafı seyretmek bile yeterince ilginç.

Bağımsızlık mücadelesinden Pablo Escobar’a Kolombiya tarihine ait bir çok hikayeyi dinlemek için de buradan daha iyi bir yer bulamazsınız o yüzden de mutlaka ücretsiz yürüyüş turlarından bir kaçına katılın.

bolivar meydanı bogota
Bolivar Meydanı, Bogota

Monserrate:

3152 metrelik bu tepeye Candelaria’dan iki saatlik yürüyüşle ya da teleferikle ulaşabiliyor. Tepede Iglesia Basilica del Senor de Monserrate isminde bir kilise bulunuyor. Adeta tüm Bogota’yı kuş bakışı seyredebiliyorsunuz; özellikle ışıklarla aydınlatılmış gece manzarası çok daha etkileyici.

monserrate bogota
Monserrate, Bogota
monserrate bogota dağlar
Monserrate, Bogota

Botero Müzesi:

Portreler, ünlü insanlar, meyveler, hayvanlar gibi hepsi balık etli bir çok objeyi resmeden Kolombiya’nın en ünlü aslen Medellin’li ressamı Botero’nun eserlerinin sergilendiği bu müze Bogota’nın olmazsa olmazlarından.

Ayrıca Picasso, Renoir, Monet gibi ressamların eserleri de sergileniyor. Müzenin şahane koloniyal mimarisi bile başlı başına görmeye değer. Giriş ise ücretsiz.

botero müzesi avlu
Botero Müzesi, Bogota
botero müzesi
Escobarın çatıda vuruluşu, Botero Müzesi, Bogota
botero müzesi heykel
Botero Müzesi, Bogota

Museo del Oro- Altın Müzesi:

Burası Bogota’nın en popüler müzesi ve pre-hispanik kültürlerden kalma 300.000’den fazla altına ev sahipliği yapıyor; mücevherler, biblolar, maskeler, kaseler, zırhlar bunlardan sadece bir kaçı.

Eğer bu objelerin spiritüel ve sembolik anlamlarını öğrenmek isterseniz rehberli tura katılabiliyorsunuz; ve bence gitmişken değer.

altın müzesi bogota
Museo del Oro, Bogota

Graffiti Turu:

Bogota sokaklarında amaçsızca dolaşsanız bile tonlarca muhteşem graffitiyle karşılaşıyorsunuz. Eğer çizimler, sanatçıları ve temsil ettikleri, sık sık da isyan ettikleri fikirlerle ilgili bilgi edinmek isterseniz de yine ücretsiz Bogota Graffiti turuna katılmak mümkün.

graffiti japon kız bogota
Bogota
graffiti zenci çocuk bogota
Bogota
graffiti yerli bogota
Bogota

Simon Bolivar Parkı:

Büyük ve kalabalık bir şehir olmasına rağmen Bogota’da sakin vakit geçirilebilecek bir çok yeşil alan mevcut. Simon Bolivar Parkı’da bunlardan en büyüğü ve özellikle hafta sonları oldukça hareketli.

Çimlere uzanıp uyumak, bankta oturup usulca gölü seyretmek, piknik yapmak ya da yerel sokak lezzetlerini denemek gibi bir çok şekilde vakit geçirmek mümkün burada-hepsini denemiş biri olarak:)

simon bolivar parkı bogota
Simon Bolivar Parkı, Bogota

Carrera Septima:

Carrera Septima yani 7. cadde Bogota’nın kuzeyinden güneyine kadar boylu boyunca uzanan en uzun ana caddesi. Uluslararası markalardan yerel markalara ilginç hediyelik eşyalar, elektronik dükkanları, restoranlar, barlar ve alışveriş merkezleriyle dolu.

Güneşli ama serin bir Bogota sabahında erkenden yollara düşüp bu cıvıl cıvıl sokağı başından sonuna keşfetmek; yolda durup dondurma yemek, kahve almak, şehrin eski kısmını dolaşmak ve ara sokaklara girmek; arada bankta oturup yoldan geçenleri izlemek ve sohbet etmek Bogota’da yaptığım-Salsa barlardan sonra-en eğlenceli şeylerden biriydi.

Paloquemao Pazarı:

Bu pazar turistlerce pek bilinmiyor; ben de tesadüfen kaldığım hostelin şefinden öğrendim; mutfak alışverişini buradan yapıyorlarmış.

Eğer benim gibi Kolombiya’ya özgü tüm tropik meyveleri tatmak isterseniz adres kesinlikle burası. İstanbulda’da meyve sebze pazarlarını gezmekten keyif alan biri için bu kocaman pazar tam bir şenlik alanı.

paloquemao pazarı bogota
Paloquemao Pazarı, Bogota

Salsa Barlar-Sandunguera:

Sandunguera hem salsa öğrenebileceğiniz hem de geç saatlere kadar salsa yapıp bir şeyler içebileceğiniz küçük ama oldukça karakteristik bir bar. Sahibi eski bir salsa dansçısı ve işini oldukça ciddiye alıyor. Saatlerce hiç oturmadan dans eden Kolombiyalılara ayak uydurmak hiç de kolay değil ama çok eğleneceğiniz garanti.

Bunun gibi daha bir çok salsa bar var Bogota’da ama ben özellikle buranın fiyatlarını da çok uygun buldum. 20 TL gibi bir ücretle hem içecek alabiliyorsunuz hem de saatlerce salsa dersi. Hatta kendimi o kadar kaptırmışım ki fotoğraf bile çekmemişim:)

Ciclovia Sunday-Bisiklet Turu:

Her Pazar gübü Bogota’da yaklaşık 100 km’lik bir yol sadece bisikletliler için kapanıyor ve Bogotalılar ailece bisikletlerini, kaykaylarını, köpeklerini kapıp yollara dökülüyorlar.

Bir bisiklet kiralayıp arada yoldaki satıcılardan tropik meyva suyu ve “arepa” ( mısırdan yapılan bir çeşit hamur işi) alarak keyifli bir pazar geçirmek mümkün.

bisikletliler bogota
Bogota

Bandeja Paisa, Ajiaco ve Peynirli Sıcak Çikolata:

Kolombiya’nın yerel mutfağına girersek oradan hiç çıkamayız muhtemelen ama Bogota’dayken bu üçü mutlaka denemeye değer.

Bandeja Paisa; et, fasülye, pilav, yumurta ve plantan muzdan oluşuyor ve hepsi lime lime doğranıp karıştırılarak yeniyor. Ajiaco; patates, mısır, avokado, kapari ve kremadan oluşan bir tür çorba ve oldukça lezzetli. Peynirli sıcak çikolata zaten adından anlaşıldığı gibi; ilk duyduğumda “ne alaka” demiştim ve kulağıma çok iştah açıcı gelmemişti ama denedikten sonra fikrim değişti.

Ajiaco için La Puerta Falsa ve sıcak çikolata için Gato Gris Cafe’yi öneririm. Bandeja Paisa ise hemen yerde bulunabiliyor.

Bunlara ek olarak özellikle bunuelo (bir çeşit hamur işi), almojabana (bir çeşit hamur işi), avena con helada (yulaflı bir içecek) , milhoja ( süt reçelli milföy) , obleas (bizim kağıt helvamıza benziyor), bocadillo con queso ( guayaba meyvesi ve peynir) gibi sokak lezzetlerini çok beğendim ve her fırsatta denedim.

ajiaco bogota
Ajiaco, La Puerta Falsa, Bogota
bandeja paisa bogota
Bandeja Paisa, Bogota
avena bunuelo bogota
Avena ve Bunuelo, Bogota

Chapinero:

Chapinero La Candelaria’nın turistik kalabalığından kaçmak isteyenler için alternatif olabilecek barlar, restoranlar, ilginç mağazalarla dolu hip bir mahalle.

Libreria Merlin ve Torre de Babel Kitapçıları:

Libreria Merlin Bolivar meydanı yakınlarında; Torre de Babel ise Candelaria bölgesinde birbirinden güzel iki kitapçı. Ben Yüzyıllık Yanlızlık’ın eski bir kopyasını bulmak üzere ziyaret etmiştim ve özellikle Bogota’da yaşayan arkadaşım sayesinde keşfettiğim Merlin labirent gibi zamanda yolculuğa açılan onlarca odasıyla beni büyüledi ve ayrılmak istemedim. İkisi de hem İngilizce hem İspanyolca oldukça geniş bir arşive sahip.

torre de papel kitapçi bogota
Torre de Papel, Bogota
libreria merlin bogota
Libreria Merlin, Bogota

Kahve ve Chicha!!:

Kolombiya’nın en ücra köşesinde bile kahve ve cafe kültürü oldukça yaygın; genellikle de en güzel kahveyi tam da üretildiği tarlaların hemen yanı başındaki küçük dükkanlarda içebiliyorsunuz.

Bogota’da ise hem kahve çeşitleri, pişirme şekli seçenekleri (cezve bile var) hem de atmosferiyle en beğendiğim kafelerden biri Arte y Passion oldu. Calle 10 ve 16’da (daha büyük bir şube) olmak üzere iki şubesi var kahveyi ciddiye alan bu kafenin.

Menü’de bir de “Köken” isimli bir kahve deneyimleri var; hangi dilde olduğunu sordum kendileri de bilmiyor; apaçık Türkçe, ama nereden ve nasıl girmiş menüye öğrenemedim.

Bir de Chicha isminde bir içecekleri var; fermente edilmiş mısır birasıymış. Candelaria bölgesinde tropik meyveli versiyonlarını dedemek mümkün; ekşimsi bir tadı var ve oldukça hafif bir içecek.

arte y pasion bogota
Arte y Pasion, Bogota
arte y pasion menü bogota
Arte y Pasion, Bogota

Sevgiyle kalın.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Translate »